Türkiye’de
dinsel tutuculuk oldukça yaygın olduğu için tipik bir Müslüman Türk bireyin
salt insani duygularla, din farkını öne çıkarmadan gayrimüslim bir insana âşık
olması ve onu hidayete erdirme gibi bir niyetinin olmaması neredeyse
imkânsızdır. Hem İslam dininin ontolojisi gereği olarak hem de kültürel anlamda
hoşgörüsüzlüğe dayanan bir yapıdan kaynaklanan insana salt insan olarak
bakamama ve ötekileştirme hali maalesef bu toplumun bir gerçeğidir. Bu itibarla
Uzak İhtimal’in böyle bir zihniyet
biçiminden uzak olarak, insana sadece insan olduğu için, dinini sorgulamadan
yaklaşan aslında oldukça doğal yaklaşımı, nedense rengini belli etmeyen, bu
yüzden de tabiri caizse “kaçak dövüşen” bir film olarak değerlendirilmesine
sebep olmuştur.
Mahmut
Fazıl Coşkun’un Uzak İhtimal adlı ilk
uzun metrajlı filmi, konusu itibariyle müezzin ve rahibe adayı arasındaki
platonik aşkı işlediği için “İslami film” kategorisi içerisinde nerede duruyor
mealinde bir tartışmaya vesile olmuştur. Hâlbuki filmin başrolünde bir
müezzinin olması ve dolayısıyla mekân olarak da caminin film içerisinde bolca
gözükmesi filmi kendiliğinden “İslami film” kategorisine sokmak için yeterli
bir sebep değildir. Kaldı ki, film boyunca İslami öğelere rastlanmadığı gibi
rahibe adayının dinsel kimliğini öne çıkaran herhangi bir unsurdan da bahsetmek
zordur. Belli ki filmin senaristlerinden Tarık Tufan’ın İslami kimliği
belirtilen tartışmanın asıl sebebidir. Fakat gözden kaçırılan husus, filmin
tamamen insani varoluştan kaynaklanan ve belirli bir kimliğe atfedilmesi
gerekmeyen insani ilişkileri dolaysız bir biçimde işlemesi ve bunu dingin,
sakin, abartısızca başarmasıdır. Filmin üzerinde durulmasını gerektiren ve
başarısını borçlu olduğu asıl yönü ya da yöntemi burasıdır.
Taşradan
gelen ve İstanbul’da bir camiye müezzin olarak atanan bir adam ile kendisini
büyüten hasta kadına bakan ve kilisede rahibe adayı olarak çalışan bir kadının
platonik, duygulu ve hüzünlü aşkı filmin asıl konusudur. Bununla birlikte
rahibe adayının babası olan ve bunu gizleyen eski siyasi sahaf da filmin diğer
oyuncusudur. Bu üçlünün hayatı bir yerde kesişir. Baba aradığı kızını
bulmuştur. Müezzin de âşık olduğu komşusuna yakınlaşmıştır. Fakat baba kızına
gerçeği söylemekten çekinir. Müezzin de rahibe adayına aşkını itiraf etmekten
çekinir. Rahibe adayının İtalya’ya gidip rahibe olacağını söylemesi büyük bir
hayal kırıklığına sebep olur. Müezzin tam da âşık olduğu kızla yakınlaşmışken
keza baba da kızını bulmuşken bu şaşırtıcı kararla kaybedeceklerdir. Filmin
konusu bu minval üzeredir.
Filmin
adının da çağrıştırdığı üzere, gerçekleşmesi, kavuşma umudu oldukça uzak bir
ihtimal olan bir aşktır söz konusu olan. Zira farklı dinlere mensup
olmalarından dolayı bu aşkın imkânsızlığı filmde dolaysız bir biçimde ifade
edilmese bile, bunu anlamak izleyici açısından zor değildir. Bir biçimde bu
aşkın sonuçsuz kalacağını filmin konusundan bile anlamak mümkündür. Buna
mukabil müezzin ve rahibe adayının aşkının sonuçsuz kalması direkt olarak
dinsel sebeplerden değildir. Müezzinin aşkını itiraf edememesi, babanın kızına
gerçeği söyleyememesi gibi din dışı sebepler ortadaki aşkın uzak ihtimal
olmasına neden olmuştur. Taşralı müezzinin içe dönük kimliği, rahibe adayının
çekingen tavırları aşkın ifade edilmesine ve yaşanmasına engel olmuştur.
Uzak İhtimal aynı zamanda
oldukça naif bir filmdir. Gerçek hayatta da böyle bir aşkın gerçekleşme
ihtimali oldukça zayıftır. Fakat filmle gerçeğin farkı şuradadır. Gerçek
hayatta dinsel sebepler dolaysız olarak ifade edildiği ya da edileceği için
Müslüman-Hıristiyan aşkı bilhassa dinle iştigal eden insanlar için çok uzak
ihtimaldir. Oysa filmde, böyle bir yaklaşım sergilenmediği gibi, olağan
karşılanmakta ve karakterler hoşgörülü insanlar olarak resmedilmektedir.
Uzak ihtimal anlatım dili
açısından belirli bir olgunluğa sahiptir. Minimal anlatım dilinin ustaca
kullanılması, diyaloglardaki sadelik, görüntü yönetiminin ortalamanın üstünde
oluşu gibi özellikler ilk film olması itibariyle oldukça önemlidir. Senaryo
bazı muğlâklıklar içerse de, oyuncu seçimi ve kullanılan minimal anlatım
tekniği dezavantajların avantaja çevrilmesine vesile olmuştur. Filmin açık uçlu
olması aynı zamanda yoruma müsait bir zemin hazırlamıştır. Bu meyanda film
üzerinde yürütülen suni tartışmaları bir tarafa bırakıp, ortaya konulan aşkın
yalın, sade ve bir o kadar da etkileyici biçimde gösterilmesine odaklanmak
gerekmektedir. Etkili müziği, naifliği, insanı pozitif olarak etkileyen
atmosferi, insani duyguları öne çıkaran hümanist karakteri ve yer yer nostaljik
öğelere vurgu yapan anlatım özellikleriyle Uzak
İhtimal bir çırpıda izlenen naif bir filmdir.
Hasan
Hüseyin Akkaş
hhakkas@hotmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.