2014
yılının en iyi 10 filmini seçerken, ilk 10’a girmese de sevdiğimiz ve değerli
bulduğumuz filmleri ne yapalım derken, 2014’ün alternatif 20 filmi gibi bir
liste daha hazırlamaya karar verdik. Bu listenin adındaki alternatiflik,
şüphesiz ilk 10’la ilgili. Yoksa içinde kimi dergilerin listelerinde yer alan
önemli, kalburüstü filmler de var. Amacımız ilk 10’ün ötesindeki Avrupa
filmlerine de bir yer açmaktı. Umarız kimileri için bir vizyon rehberi kimileri
için de bir keşif olur.
İşte
yıl boyu bizi heyecanlandıran filmlerden bir demet…
Mr.
Turner
İngiliz
yönetmen Mike Leigh Happy-Go-Lucky ve
Ömrümüzden Bir Sene gibi seyirliği
yüksek filmlerden sonra 150 dakikalık zorlayıcı filmi Mr. Turner’la kaldığı yerden devam ediyor. Ressam J. M. W.
Turner’in hayat hikâyesinden bir kesitin anlatıldığı filmde, yönetmen ressamın
iç dünyasını bütün nüanslarıyla birlikte seyirciye aktarmayı başarıyor.
Başroldeki Timothy Spall’ın hayatı boyunca bu rolü bekliyormuşçasına harikalar
yarattığı oyunculuğuyla sürüklediği film, yılın kesinlikle en iyilerinden biri.
Blind
Bu
yıl İskandinavya’dan etkileyici bir hikâye daha… Reconstruction filmini sevenler kulak kabartsın. Onun kadar vurucu
ve cool olmasa da, Blind filmi de
aynı yolun yolcusu diyebiliriz. Görme duyusunu kaybeden bir kadın yazarın
hikâyesinin anlatıldığı filmde, gerçek ile kurmaca arasındaki sınırlar eriyerek
kayboluyor. Başdöndürücü bir yolculuğa hazır olun.
Clouds of Sils Maria
Fransızların nevi şahsına münhasır
yönetmenlerinden Oliver Assayas’ın Irma
Vep filmini belki hatırlayanlarınız vardır. Yönetmen, filmde yeniden çevrim
absürd bir vampir filminde oynamak için Fransa’ya gelen Çinli aktris Maggie
Cheung’un sette yaşadıkları üzerinden hikâyesini kuruyordu. Film içinde film
trüğünü kullanarak, hayat, sanat, rol yapma vb. meseleleri ele alıyordu.
Assayas son filminde de Juliette Binoche’un oynadığı ünlü oyuncu Maria Enders
karakteriyle benzer bir anlatım geliştiriyor. Yönetmenin yer yer Bergmanvari
bir anlatıma ulaştığı filmi, sırf Juliette Binoche’un oyunculuk gösterisi için
bile izlenebilir. Ama filmin bundan çok daha ötesini vaat ettiğini belirtelim.
Yılın en şaşırtıcı filmlerinden.
Pozitia Copilului
Romen sinemasının her yıl ürettiği minimalist
ama çarpıcı hikâyelerden bir diğeri de Çocuk
Pozu. Çok sıradan, sade ve bildik bir hikâyeyle başlıyor film. Ama daha
sonra katman katman açılarak küçücük bir mesele birden önümüzde bir sorun
yumağı olarak büyüyor ve tabiri caizse boğazımıza düğümleniyor. Romen
sinemasını beğenerek takip ediyorsanız, Çocuk
Pozu bu yılın unutulmazlarından biri.
Sivas
Kaan Müjdeci’nin daha ilk uzun metrajlı
filminde Venedik’te Jüri Özel Ödülü gibi önemli bir ödülü almasının heyecanı
bir yana, Sivas bir ilk filmden
beklenmeyecek derecede kusursuz ve duru anlatımıyla da izleyenleri çarpıyor.
Yönetmen filmde toplumsal cinsiyet rollerinin inşası üzerine hassas bir hikâye
anlatıyor. Kamerasının durduğu yer, başkarakterleri çocuk ve köpek ile olan
mesafesi ve erkekliğin ataerkil toplumlarda nasıl bir norm olarak nesilden
nesle aktarıldığı üzerine sert bir öykü.
Fehér Isten
Bu yıl Sivas
gibi dövüş köpeklerinin çevresine takılan bir diğer önemli film de Macaristan
yapımı Beyaz Tanrı’ydı. Çekilmesi çok
güç bir filmin altından başarıyla kalkan yönetmen, köpekler ve insanlar
arasındaki kurduğu analojiyle muazzam bir toplumsal gözlem yapıyor. Hazmı son
derece güç olsa da, Beyaz Tanrı
sınıfsal eşitsizliği, kapitalizmi ve yaşayan her canlının birer metadan ibaret görüldüğü
bir dünyanın da tokat gibi bir eleştirisi.
Mommy
Kanadalı genç yönetmen Xavier Dolan’ın filmleri enerjik, karmaşık ve “olmamışlık”
hissini taşımayı sürdürse de, Mommy
ile birlikte yönetmenin yavaş yavaş sinemasını ve referanslarını da belirgin
bir üsluba getirdiğine tanık oluyoruz. Bu yıl Cannes’da Altın Palmiye için
yarışan ve Jüri Ödülü’nün sahibi olan Mommy,
gerilimli bir anne-oğul ilişkisi üzerinden Hitchcockyen bir gerilim yaratmayı
başarıyor. Süresinin uzunluğu ve yer yer sarkan bölümlerini gözardı
edebilirseniz, yılın dikkat çekenlerinden biri olmaya aday.
Borgman
Bu
yılın tartışmaz en kendine has ve tuhaf filmi Borgman dersek, sanırız yanılmış olmayız. Alex van Warmerdam
Hollanda’nın banliyö evlerinden birine konuk olan yabancı bir misafir üzerinden
türler arasında keyifli ve tedirgin edici bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Hem bir
burjuva eleştirisi hem de absürd bir komedi filmi şeklinde izlenebilecek yapımı
fazla anlatıp da tadını kaçırmayalım. Keşfetmeyi seven sinefiller için yılın en
ilginç sinema olaylarından biri.
The Double
Submarine filmiyle hatırı
sayılır bir izleyici kitlesi edinen İngilizlerin yeni “harika çocuğu” Richard
Ayoade yeni filmi Öteki ile kendisine
yönelik umutların boş olmadığını ispatlıyor. Bir Dostoyevski hikâyesi ne kadar
farklı anlatılabilir? Ya Dostoyevski hikâyesine Kafkaesk bir atmosfer
yedirilirse? Üzerine biraz da günümüz gençlerinin ruh hali… İşte size yılın
şaşırtıcı filmlerinden Öteki.
Corn Island
Filmde
rol alan İlyas Salman’la gündemimize giren Mısır
Adası, pastoral ve sade festival filmlerini sevenlere tavsiye edilebilir.
Yaşlı bir çiftçi ile torununun hikâyesinin konu edildiği filmde, Gürcistan ile
Abhazya arasında kalan küçük bir adanın nasıl büyüyerek bir siyasi sorun haline
gelebileceği gösteriliyor. Politik referansları ve hümanist bakış açısının
ötesinde, Mısır Adası zaman, mekân ve
uzam üzerine şiir gibi bir film.











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.