17 Mart 2014 Pazartesi

Sevmek Zamanı


Metin Erksan Türk sinemasında, kendine özgü bir sinema dili oluşturmuş yönetmenlerin en başında yer alır. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Kuyu, Sevmek Zamanı, Erksan’ın sinema tarihine geçmiş filmlerinden sadece birkaçıdır. Buna rağmen sinemamızda yeterli ilgiyi göremeyen yönetmenlerden biridir. Metin Erksan’a karşı kayıtsızlığa, çektiği filmlerin zamanında yeterince ilgi görememesine örnek olarak Sevmek Zamanı filmini gösterebiliriz. 1965 yılında çekilen Sevmek Zamanı filmi, tabiri caizse görücüye bile çıkamamıştır. Erksan, filmi gösterecek salon bulamamıştır. Dönemin sanat çevresinin sinemaya bakışı sadece belirli bir perspektiften, somut olarak toplumsal gerçekçi perspektiften olduğu, Sevmek Zamanı ise tamamen farklı bir düzlemde değerlendirildiği için film gösterime bile girememiştir.

Türkiye’de Erksan’ın yanlış anlaşılmasının ya da anlaşılamamış olmasının en önemli sebebi dönemsellikten uzak durması, hegemonik akımlara ya da görüşlere prim vermeyişidir. Kendi çizgisinde ilerleyen bir sinema adamı, eserleriyle birlikte, her dönemde şu ya da bu akım çerçevesinde yorumlanmaya çalışılmış ve her seferinde de belirli bir kalıba girmediği için yok sayılmış, görmezden gelinmiştir. Tabii bu durum Erksan için sorun teşkil etmemiş o bildiği yolda yürümeye devam etmiştir. Kadrinin, kıymetinin eserlerinin anlaşılması uzun zaman alsa da.

Metin Erksan’ın sinema anlayışının dönemine göre oldukça farklı hatta gelişkin oluşu, Sevmek Zamanı filminin sonradan öneminin anlaşılması ve hatta başyapıt sayılmasıyla açıklanabilir. Dönemin hâkim sinema anlayışı olan toplumsal gerçekçilikle uzaktan yakından alakası olmadığı düşünülen ve fakat yabancı bir yazarın filme ilişkin olarak “sınıf farkını bundan daha iyi anlatan bir film olamaz” mealindeki değerlendirmesinden sonra birdenbire kadri bilinen bir film haline gelmiştir Sevmek Zamanı. Buradan şu sonuca varmak da mümkündür: Metin Erksan dönemin hâkim sanat/sinema anlayışına göre film yapmaz. Filmlerini yerelden evrensele doğru uzanan bir anlayışla yapar. Filmlerinde sadece insanı anlatmayı denemiştir. Döneme göre yapılan değerlendirme ve yorumlarla da hiç ilgilenmemiştir.


Bunun yanında dönemin sinema anlayışının yüzeyselliği de eleştirilmeden geçilmemelidir. Özellikle sinema çevrelerinde, sadece toplumsal gerçekçi filmlere itibar edilmesi, diğer filmlerin küçümsenerek dikkate bile alınmaması oldukça sakat bir yaklaşım tarzıdır. Türkiye’de sadece sinemada değil sanatın diğer dallarında da belirli akımların öne çıkarılmasına ve diğerlerinin dışlanmasına oldukça sık rastlanır. Bu da göstermektedir ki, sanat eserlerine sadece dönemsel olarak bakılmakta, bütüncül ve tarihsel perspektiften yoksunluk, anlayış olarak ön plana çıkmaktadır.

Sevmek Zamanı, son dönem Türk Sineması’nın nitelikli ve belirli filmleri için kullanılan “sanat filmi” diyebileceğimiz kategoride değerlendirilebilir. Film, görüntü yönetimi ve sinema dili açısından dönemini aşan özelliklere sahiptir. Diyaloglardaki edebiyatçı izleri, oyuncuların mimikleri ve yüz ifadelerindeki olağanüstü titizlik filmin ön plana çıkmasını sağlayan özelliklerindendir. Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam isimli romanı dönemine göre nasıl ayrı bir yerde duruyorsa, Sevmek Zamanı da döneminin aykırı filmlerinden biri ve belki de en önemlisidir.

Sevmek Zamanı’nın konusu resme âşık olmadır. Arkadaşı ile boyacılık yapan Halil, çalıştığı bir evin duvarında asılı olan kadının resmine âşık olur. Fakat bu aşk başka bir aşktır. Çünkü resimdeki kadının kanlı canlı haline değil de suretine olan tutkulu bir aşk söz konusudur. Resimdeki kadın bu durumu öğrenince o da Halil’e âşık olur ve haliyle karşılık bekler. Bu aşkı beraber yaşamaları gerektiğini Halil’e benimsetmeye çalışır. Fakat çabaları nafiledir. Halil kararlıdır ve aşkının kendine ait bir şey olduğunu, resmiyle kendi arasındaki bir durum olduğunu ifade eder. Halil onu değil resmini tanıdığını söyler. Resmiyle kendisi arasındaki bir durumun onu ilgilendirmeyeceğini belirtir. Halil resmin onu üzmediğini, olduğu gibi kabul ettiğini ve bu şekilde mutlu olduğunu söyler. Hâlbuki kadının onu üzebileceğini, kırabileceğini, aradığı sevgiyi bulamayabileceğini ve her şeyden önce böyle bir karşılık beklemediğini anlatır. Halil’in ummadığı, beklemediği şey bir gün resimdeki kadının kendisiyle tanışma ihtimalidir. Halil kararlı olsa da arkadaşının isteğiyle resimdeki kadınının kanlı canlı haline karşılık verir. Filmin bundan sonraki bölümleri bildik Yeşilçam filmleri gibi devam eder. Acı sonla bitmesi de bir anlamda dönemine göre aykırı durur. Kavuşma gerçekleşmiştir fakat her ikisinin de hayatına mal olmuştur.

Metin Erksan’ın Sevmek Zamanı filmi, oldukça ilginç, aykırı ve Türk Sineması’nda rastlanmayan bir konuyu işlediği için ilgi çekmiş ve başarılı olmuştur. Resme, surete âşık olma ve karşılık beklemeden, resmin kendisini aramadan onunla mutlu olma, yetinme oldukça naif bir durumdur. Erksan’ın zamanında ciddiye alınmayan fakat sonradan önemi, değeri anlaşılan filmi, güzelliğe, aşka, aşkın karşılık beklenmeden insanın kendi içinde yaşatılmasına bir güzelleme olduğu için de ayrıca sevilmiş ve zamanla “kült film” niteliği kazanmıştır.

Hasan Hüseyin Akkaş

hhakkas@hotmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.