Metin
Erksan Türk sinemasında, kendine özgü bir sinema dili oluşturmuş yönetmenlerin
en başında yer alır. Susuz Yaz,
Yılanların Öcü, Kuyu, Sevmek Zamanı, Erksan’ın sinema tarihine geçmiş
filmlerinden sadece birkaçıdır. Buna rağmen sinemamızda yeterli ilgiyi
göremeyen yönetmenlerden biridir. Metin Erksan’a karşı kayıtsızlığa, çektiği
filmlerin zamanında yeterince ilgi görememesine örnek olarak Sevmek Zamanı filmini gösterebiliriz. 1965
yılında çekilen Sevmek Zamanı filmi,
tabiri caizse görücüye bile çıkamamıştır. Erksan, filmi gösterecek salon
bulamamıştır. Dönemin sanat çevresinin sinemaya bakışı sadece belirli bir
perspektiften, somut olarak toplumsal gerçekçi perspektiften olduğu, Sevmek Zamanı ise tamamen farklı bir
düzlemde değerlendirildiği için film gösterime bile girememiştir.
Türkiye’de
Erksan’ın yanlış anlaşılmasının ya da anlaşılamamış olmasının en önemli sebebi
dönemsellikten uzak durması, hegemonik akımlara ya da görüşlere prim
vermeyişidir. Kendi çizgisinde ilerleyen bir sinema adamı, eserleriyle
birlikte, her dönemde şu ya da bu akım çerçevesinde yorumlanmaya çalışılmış ve
her seferinde de belirli bir kalıba girmediği için yok sayılmış, görmezden
gelinmiştir. Tabii bu durum Erksan için sorun teşkil etmemiş o bildiği yolda
yürümeye devam etmiştir. Kadrinin, kıymetinin eserlerinin anlaşılması uzun
zaman alsa da.
Metin
Erksan’ın sinema anlayışının dönemine göre oldukça farklı hatta gelişkin oluşu,
Sevmek Zamanı filminin sonradan
öneminin anlaşılması ve hatta başyapıt sayılmasıyla açıklanabilir. Dönemin
hâkim sinema anlayışı olan toplumsal gerçekçilikle uzaktan yakından alakası
olmadığı düşünülen ve fakat yabancı bir yazarın filme ilişkin olarak “sınıf
farkını bundan daha iyi anlatan bir film olamaz” mealindeki değerlendirmesinden
sonra birdenbire kadri bilinen bir film haline gelmiştir Sevmek Zamanı. Buradan şu sonuca varmak da mümkündür: Metin Erksan
dönemin hâkim sanat/sinema anlayışına göre film yapmaz. Filmlerini yerelden
evrensele doğru uzanan bir anlayışla yapar. Filmlerinde sadece insanı anlatmayı
denemiştir. Döneme göre yapılan değerlendirme ve yorumlarla da hiç
ilgilenmemiştir.
Bunun
yanında dönemin sinema anlayışının yüzeyselliği de eleştirilmeden
geçilmemelidir. Özellikle sinema çevrelerinde, sadece toplumsal gerçekçi
filmlere itibar edilmesi, diğer filmlerin küçümsenerek dikkate bile alınmaması
oldukça sakat bir yaklaşım tarzıdır. Türkiye’de sadece sinemada değil sanatın
diğer dallarında da belirli akımların öne çıkarılmasına ve diğerlerinin
dışlanmasına oldukça sık rastlanır. Bu da göstermektedir ki, sanat eserlerine
sadece dönemsel olarak bakılmakta, bütüncül ve tarihsel perspektiften
yoksunluk, anlayış olarak ön plana çıkmaktadır.
Sevmek Zamanı, son dönem Türk Sineması’nın
nitelikli ve belirli filmleri için kullanılan “sanat filmi” diyebileceğimiz
kategoride değerlendirilebilir. Film, görüntü yönetimi ve sinema dili açısından
dönemini aşan özelliklere sahiptir. Diyaloglardaki edebiyatçı izleri,
oyuncuların mimikleri ve yüz ifadelerindeki olağanüstü titizlik filmin ön plana
çıkmasını sağlayan özelliklerindendir. Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam isimli romanı dönemine göre nasıl ayrı bir yerde
duruyorsa, Sevmek Zamanı da döneminin
aykırı filmlerinden biri ve belki de en önemlisidir.
Sevmek Zamanı’nın konusu resme âşık olmadır.
Arkadaşı ile boyacılık yapan Halil, çalıştığı bir evin duvarında asılı olan
kadının resmine âşık olur. Fakat bu aşk başka bir aşktır. Çünkü resimdeki
kadının kanlı canlı haline değil de suretine olan tutkulu bir aşk söz
konusudur. Resimdeki kadın bu durumu öğrenince o da Halil’e âşık olur ve
haliyle karşılık bekler. Bu aşkı beraber yaşamaları gerektiğini Halil’e
benimsetmeye çalışır. Fakat çabaları nafiledir. Halil kararlıdır ve aşkının
kendine ait bir şey olduğunu, resmiyle kendi arasındaki bir durum olduğunu
ifade eder. Halil onu değil resmini tanıdığını söyler. Resmiyle kendisi
arasındaki bir durumun onu ilgilendirmeyeceğini belirtir. Halil resmin onu
üzmediğini, olduğu gibi kabul ettiğini ve bu şekilde mutlu olduğunu söyler.
Hâlbuki kadının onu üzebileceğini, kırabileceğini, aradığı sevgiyi
bulamayabileceğini ve her şeyden önce böyle bir karşılık beklemediğini anlatır.
Halil’in ummadığı, beklemediği şey bir gün resimdeki kadının kendisiyle tanışma
ihtimalidir. Halil kararlı olsa da arkadaşının isteğiyle resimdeki kadınının
kanlı canlı haline karşılık verir. Filmin bundan sonraki bölümleri bildik
Yeşilçam filmleri gibi devam eder. Acı sonla bitmesi de bir anlamda dönemine
göre aykırı durur. Kavuşma gerçekleşmiştir fakat her ikisinin de hayatına mal
olmuştur.
Metin
Erksan’ın Sevmek Zamanı filmi,
oldukça ilginç, aykırı ve Türk Sineması’nda rastlanmayan bir konuyu işlediği
için ilgi çekmiş ve başarılı olmuştur. Resme, surete âşık olma ve karşılık
beklemeden, resmin kendisini aramadan onunla mutlu olma, yetinme oldukça naif
bir durumdur. Erksan’ın zamanında ciddiye alınmayan fakat sonradan önemi,
değeri anlaşılan filmi, güzelliğe, aşka, aşkın karşılık beklenmeden insanın
kendi içinde yaşatılmasına bir güzelleme olduğu için de ayrıca sevilmiş ve
zamanla “kült film” niteliği kazanmıştır.
Hasan
Hüseyin Akkaş
hhakkas@hotmail.com


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.